4 Ekim 2011 Salı
Yağmursuz Eylül...
İstedim ki; çok yağmur yağsın, ben de güzel bir '' Eylül '' yazısı yazayım.
Pencereme yağmur damlaları vursun, bir elimde şarabım olsun, fon müziğim '' Ben seni sevdiğim zaman bu şehirde yağmurlar yağardı '' diyen Özcan Deniz'in '' Beni Affet '' i olsun. Ama olmadı.
Yağmur yağmadı hiç bu yıl Eylül'de.
Hüzündür Eylül.
Gözü yaşlıdır,
Sever ya çok yağmuru...
Sonbaharı da başlatır ya birde, ağırdır yükü.
Ekim'deyiz dört gündür.
Ben yine bekliyorum, yağmur yağsın. Gören de beni ünlü yazar edalarındayım sanır :) ama gerçekten böyleyim bu ara. Melankoliğim...
Bir şey eklemeden bitiremeyeceğim bu yazıyı:) Geçenlerde yeni tanıştığım bir arkadaşıma '' Blogum var, uygun zamanında okursun belki '' dedim. '' Ooo, ben tüm yazdıklarını okudum bile çoktan '' dedi. Çok sevindim... :) Ben, sevindim deyince de; '' İstersen hepsini tekrar okuyayım, sen böyle seviniyorsan:) '' dedi. Güldürdü de beni:), mutlu etti. Okursa bu yazdıklarımı; gülümser şimdi o da:)
Küçük bir grup benim bildiğim kadarıyla okuyan ama inanın her '' Okuyorum, takip ediyorum '' diyen, inanılmaz mutlu ediyor beni:) Küçücük, basit bir blog bu belki ama benim önemsediğim bir şeye; sevdiklerimin, beni sevenlerin değer vermesine bayılıyorum...
İyi ki varsınız valla, çok seviyorum sizleri...
Kalbimdesiniz,
Bilesiniz...
Muck ! :)
2 Ağustos 2011 Salı
Büyümek Buysa Eğer; Ben Büyümek İstemiyorum...
Zaman dursun istiyorum bugünlerde... Yaşlanıyor muyum bilmiyorum:) ama artık zamanın bu kadar çabuk geçmesi bana çok dokunuyor. Yaşlar büyüdükçe, telaşlar büyüyor çünkü... Durum böyle olunca, ben küçülmek istiyorum...
Anaokulundaki renkli hamur yoğurduğum günlere dönmek istiyorum mesela... En büyük telaşımın; resim yarışması için resim yetiştirmek olduğu, o güzel ilkokul günlerimi çok özlüyorum. 10 kg. lık sırt çantamla:) okula yürümeyi bile özlüyorum. Cipslerden çıkan taso için günde 40 cips aldığım günleri özlüyorum. Teneffüs aralarında hızlıca yenen simitin tadı da mı bir başkaydı o zamanlar? Peki ya; her pazar akşamı izledigim '' Bizimkiler '' dizisinin tadı? Damaktan gider mi?
Şimdilerde ise sorumluluk duygusunun sevimsizliği her gün yanıbaşımda. Bir şeyleri bizzat benim yapmam gerekiyor. Ben yapmazsam, annem yapmıyor. Ya da bir şeyleri iyi yapınca; kimse yıldızlı pekiyi vermiyor.
Arkadaşlarım evleniyor artık benim de... Hatta biri bebek bekliyor.'' Darısı sana '' diyorlar. Ben istiyor muyum, hiç sormuyorlar. Belli bir yaşa gelince sanki herkes evlenmek zorundaymış gibi davranıyorlar. ( Bu arada çok yaşlıymışım gibi bir şey de uyandırmak istemem, yazı öyle bi havaya girdi çünkü. 1985 doğumluyum hani, aklınızda olsun ) Arkadaşlarım evlenirken; çeyrek altını çantama koyup gitmek dokunuyor bana... Bu kadar ne zaman büyüdük biz? Mesela şimdi hamile arkadaşımın çocuğu olunca da; takacağım bir çeyrek altın. Onlar süper mario gibi altınları toplayarak yollarına devam ederken; ben hala süper mario oynamak istiyorum.
Büyümek buysa eğer; ben gerçekten büyümek istemiyorum...
5 Temmuz 2011 Salı
Günaydın, Gittim Ben...
Bocalıyorum ben bugünlerde çok... Öyle böyle değil, kafam o kadar karışık ki... Hala dost mu, düşman mı ayırt edemediğim insanlar; bir sözüyle durduk yerde huzurumu bozmaya kalkan insanlar; bana yalanlar söyleyen, bir şekilde beni inandıran, ya da inandığımı sanan insanlar var. Anlayamıyorum, zaten artık anlamakta istemiyorum... Yoruldum çünkü.
Çok kızıyorum kendime, çook... Neden hayatımın kapısını çalanları güleryüzle karşılıyorum? Neden 100 puanla başlatıyorum henüz içlerini görmeden? Neden sonrasında eksilere gitmelerini acı çekerek izliyorum? Neden en ufak problemleriyle ben ilgileniyorum? Neden onlar sınava girerken, ben giriyormuş gibi heyecanlanıyorum mesela? Neden uykusuzluktan ölsem bile; gecenin bir yarısı bir konuyu çözmeye çalışıyorum? Neden '' huzur '' yollamak istiyorum hep; taa nerelere, kimlere? Nedenlerim çok bu ara işte böyle... Yanlış anlaşılmasın; bu '' Nedenlerim '' hak etmeyenlere...
Anlayamıyorum insanları, yaşadıkları sahte ilişkileri... Allah'a dua ediyorum her gün; n'olur sokmasın beni böyle hayatlara diye... Çünkü ben o sahte dünyanın insanı değilim. '' Özledim '' diyorsam gerçekten özlemişimdir. '' Senin için dua edeceğim, içini ferah tut '' diyorsam; gerçekten dua ederim, tüm kalbimle... Birine, birini sevmediğimi söylersem; gerçekten sevmiyorumdur. Hani 3, 5 gün sonra kolkola gezmem; sevmediğimi söylediğim insanla... Gülünç duruma düşmek istemem kimsenin gözünde, utanırım.
Hatam hep aynı benim işte, karşıdakini de kendim gibi sanmam...
Öyle şeyler yaşıyorum ki; artık şaşırma diye bir duygu kalmadı bende. Çok yoruldum. Susarak izliyorum sadece. Kime, neyin hesabını sorabilirim ki ben; Allah varken? Gece, baş yastığa konulunca rahatsız etmez mi ki vicdanları onları? Huzurlular mı? Mutlular mı sahiden dışardan göründüğü gibi? Hiç sanmam...
Yaşanılan, paylaşılan onca şeyden sonra tek bir gerçek kalıyor işte geriye... Onlar birbirlerini kandırmaya devam etsinler, '' Ben yokum '' artık o hayatlarda... Sahte ilişkiler yaşayan bu şahane(!) insanların yolları '' bensiz '' açık olsun...
Çok kızıyorum kendime, çook... Neden hayatımın kapısını çalanları güleryüzle karşılıyorum? Neden 100 puanla başlatıyorum henüz içlerini görmeden? Neden sonrasında eksilere gitmelerini acı çekerek izliyorum? Neden en ufak problemleriyle ben ilgileniyorum? Neden onlar sınava girerken, ben giriyormuş gibi heyecanlanıyorum mesela? Neden uykusuzluktan ölsem bile; gecenin bir yarısı bir konuyu çözmeye çalışıyorum? Neden '' huzur '' yollamak istiyorum hep; taa nerelere, kimlere? Nedenlerim çok bu ara işte böyle... Yanlış anlaşılmasın; bu '' Nedenlerim '' hak etmeyenlere...
Anlayamıyorum insanları, yaşadıkları sahte ilişkileri... Allah'a dua ediyorum her gün; n'olur sokmasın beni böyle hayatlara diye... Çünkü ben o sahte dünyanın insanı değilim. '' Özledim '' diyorsam gerçekten özlemişimdir. '' Senin için dua edeceğim, içini ferah tut '' diyorsam; gerçekten dua ederim, tüm kalbimle... Birine, birini sevmediğimi söylersem; gerçekten sevmiyorumdur. Hani 3, 5 gün sonra kolkola gezmem; sevmediğimi söylediğim insanla... Gülünç duruma düşmek istemem kimsenin gözünde, utanırım.
Hatam hep aynı benim işte, karşıdakini de kendim gibi sanmam...
Öyle şeyler yaşıyorum ki; artık şaşırma diye bir duygu kalmadı bende. Çok yoruldum. Susarak izliyorum sadece. Kime, neyin hesabını sorabilirim ki ben; Allah varken? Gece, baş yastığa konulunca rahatsız etmez mi ki vicdanları onları? Huzurlular mı? Mutlular mı sahiden dışardan göründüğü gibi? Hiç sanmam...
Yaşanılan, paylaşılan onca şeyden sonra tek bir gerçek kalıyor işte geriye... Onlar birbirlerini kandırmaya devam etsinler, '' Ben yokum '' artık o hayatlarda... Sahte ilişkiler yaşayan bu şahane(!) insanların yolları '' bensiz '' açık olsun...
27 Mayıs 2011 Cuma
Özür...
Sevgimi göstermekten hiçbir zaman çekinmedim ben, kolay bir şey bu, benim için... Canım '' Seni çok özledim '' demek istiyorsa, derim mesela pat diye... Sesini duymak istiyorsam birinin, ararım sebepsiz yere... Mesela durduk yerde gider öperim annemi, öpmeden uyuyamam kıymetlilerimi... Her zaman ben sevdiklerimin yanında olacakmışım gibi, hem de her an ayrılacakmışız gibi gösteririm sevgimi.... Bilirim çünkü; bu dünyada ' ölüm ' var.
Ama bugünlerde, durum böyle değil...
Yoo, yoo... Hava yağmurlu olduğu için falan duygusallaşmadım. Hava çok sıcak hatta, Güneş nasıl yakıyor... Öyle ya; yaz yaklaşıyor... Bahar yaşamadan, yaz geliyor bu yıl. Diğer yıllardan farklı bir yıl.
Bense; hayatımda ilk defa bugünlerde, şikayetçiyim kendimden... Çook özleyipte '' Özledim '' diyemediğim bir sürü insan biriktirdim çünkü bu ara... En kısa zamanda buluşuyoruz deyipte, arayamadığım, konuşmayı deliler gibi özlediğim ama '' Nasılsın? '' bile diyemediğim insanlar var. Bilseler, ahh bir bilseler; yanlarında olmak için neler vermezdim... Kalbimin hep onlarla olduğunu, rüyalarımda beraber olduğumuzu söylesem, inanırlar mı ?... Tek korkum; bana kızgın olmaları. Biliyorum akılları ermiyor bana bu ara, tanıyorlar beni çünkü...
Ama hayat işte... Ben de içime kapanabiliyorum bazı zamanlar, yalnızlığı sevebiliyorum... Ama bu kimseyi daha az sevdiğim için, onlardan uzak kalmak istediğim için değil... N'olur kızmasınlar bana... Deliler gibi özlüyorum yoksa, bir bilseler... Ahh bir bilseler... Sarılsam onlara da, öylece kalakalsam...
Bu ara böyle karışık bir durumdayım işte. Sebepsiz... Candan Erçetin'in şarkısındaki şu dörtlük sanki beni anlatıyor bu ara...
'' İşte ben böyle bir hal içindeyim
Aslında derin keder içindeyim
Bazen bilmeyerek ne yaptığımı
İyi kötü güzel çirkin her biçimdeyim ''
9 Şubat 2011 Çarşamba
... KAR TANELERİ ...
Ahh özledim hem de cok özledim ezberledim beklemeyi
Özledim hem de cok özledim ezberledim beklemeyi
Yollar benim umudumdur yolları kapatmayın
Yagmayın yollarıma durun KAR TANELERİ
Diyordu şarkıda...
Çocuklugumda... Her yaz, o küçük Erdek'teki o küçük barda, her gece, bu şarkı çalardı...
Ankara'ya durmaksızın kar yagıyordu iki gündür...
Mevsimler degişiyor, insanlar degişiyor, yaşlar büyüyor, telaşlar büyüyor, sevdiklerimizden ayrılıyor, sevdiklerimize kavuşuyor, kahkahalar atıyor, bazen aglıyor, çabalıyor, bazen bocalıyor, birileriyle küsüyor, birileriyle barışıyor, yeni insanlar tanımaya çalışıyor, bazen yoruluyor, zamanla yarışıyorduk... Sahi ya, ne çabuk geçiyordu zaman...
Ankara'ya durmaksızın kar yagıyordu iki gündür...
Soguktu... O sıcak yaz akşamlarından hatıra '' aynı '' şarkı içimi ısıtıyordu...
Degişen her şeye inat...
Özledim hem de cok özledim ezberledim beklemeyi
Yollar benim umudumdur yolları kapatmayın
Yagmayın yollarıma durun KAR TANELERİ
Diyordu şarkıda...
Çocuklugumda... Her yaz, o küçük Erdek'teki o küçük barda, her gece, bu şarkı çalardı...
Ankara'ya durmaksızın kar yagıyordu iki gündür...
Mevsimler degişiyor, insanlar degişiyor, yaşlar büyüyor, telaşlar büyüyor, sevdiklerimizden ayrılıyor, sevdiklerimize kavuşuyor, kahkahalar atıyor, bazen aglıyor, çabalıyor, bazen bocalıyor, birileriyle küsüyor, birileriyle barışıyor, yeni insanlar tanımaya çalışıyor, bazen yoruluyor, zamanla yarışıyorduk... Sahi ya, ne çabuk geçiyordu zaman...
Ankara'ya durmaksızın kar yagıyordu iki gündür...
Soguktu... O sıcak yaz akşamlarından hatıra '' aynı '' şarkı içimi ısıtıyordu...
Degişen her şeye inat...
25 Ocak 2011 Salı
KIZ MODELLERİ...!
Beni takip edecek olan birbirinden güzel degerli insanlar; '' ilk yazım '' bugüne kadar gözlemledigim kız modelleri üzerine. Bakalım sizlerin de etrafında var mı bu kızlardan?! :)
1. Her Konu Hakkında Mutlaka Fikri Olan Kız Modeli
Bu kızların her konu hakkında mutlaka ama mutlaka bir fikirleri vardır. ''Bilmiyorum'' kelimesi onların sözlügünde yoktur. Hic bilmedikleri bir adres sorsanız bile; sizi yanlış yere yollayıp, yine de bilmiyorum demezler. Evet, durum bu kadar vahim ne yazık ki... Erkek arkadaşlarının yanında futbol aşıgı olurlar mesela, bi sorun '' ofsayt nedir? '' diye, Erman Toroglu'yla yarışırlar. Bir bakmışsınız finans alanında ahkam keser, ülkeyi kurtarır, başınıza Ümit Boyner olurlar. Bir bakmışsınız ilişkileri degerlendirip, size akıllar verip, Selin Karacehennem olurlar. Bilmedikleri grup, şarkı, dil, film, ülke, şehir de yoktur mesela... Siz şaşırıp kalırsınız. Tabii, '' Bilmiyorum '' demenin bu kadar zor olduguna mı, binbir şekle giren bu kızların komikligine mi?
2. Sevgilisini Brad Pitt Sanan Kız Modeli
Evet yukardaki durumdan daha acınası kız modelidir. Hatta Brad Pitt az kalır, Brad Pitt'in üstüne bir de Albert Einstein'in zekasını ekleyin. İşte bize tanıtılan muhteşem sevgili karşımızda tatatataaaaam! :) Yarabbim, bu kızlar sevgililerini öyle bir tanıtır, anlatırlar ki; yakışıklı, zeki, cömert, saygılı, coook aşık, özel günleri asla unutmayan, sık sık çicek yollayan, sizi hediyelere bogan, bir dediğinizi iki etmeyen süperrrrrrr ötesi bir erkek. Masallardaki Beyaz Atlı Prens halt etmiş bunların yanında!!! Sanırsınız Aşk ve Ceza dizisindeki Savaş Baldar'la birlikteler. O kadar gercekmiş gibi anlatırlar ki; '' Herkes harikalar diyarında, ben neden fetret devrindeyim?? '' diye sizi şüpheye düşürebilirler.... Bir insanın hic mi kötü bir huyu olmaz arkadaş, hic mi bir eksisi olmaz. Yoook. Ne yazık ki bu modelde de durum bu kadar vahim arkadaşlar....
3. Herkesi Pohpohlayan Ama Arkalarından Konuşan SİNSİrella Kız Modeli
Evet... EN tehlikeli modelin karşısındayız! Beraber saatlerce oturmuşsunuz, kahveleri icmişsiniz, dedikoduları yapmışsınız -özelikle sinir olunan insanları yerin dibine sokmuşsunuz. Kahkahalar havada uçmus, mutlu mutlu evinize dönmüşsünüzdür. Facebooku actıgınızda bir de ne görün?! Daha az önce beraber dedikosu yapılan insanların resimlerinin altına; SİNSİrella arkadaşınız -sözde kankanız, commentleri yapmış, likeları yapıştırmıştır. Agzınız acık kalır...
- '' Ahh Badegülcügümmmmm bu topuz sana cok yakısmışşşş yaaaaaa, bittimm bebekkk! ''
- '' Off ya bayılıyorummm sana Sadegülcügümmmmm bu güzelligin kac puan?? ''
Hadi bakalım arkadaşınızın üc kagıtcılıgına mı yanın, yoksa dedikosu yapılan en sakil kızın kendini bi anda Adriana Lima sanmasına mı??
4. Nişanlısının Aile Bireylerine Bayılıyomuş Gibi Yapan Kız Modeli
Oooof ki ne ooofff... Özellikle nişan, aile yemekleri gibi özel günlerde ortaya çıkan kız modelidir. Nişanlının; sevimsiz, huysuz, cirkin, devamlı aglayan 3 yaşındaki kuzenine '' Agucuk gugucuk '' yapan, kendini sevdirmeye calısan kızdır. Bir yandan müstakbel kayınvalideye yaranmaya calısır, bir yandan müstakbel görümceyle arkadas olmaya calışır. Kayınbabayla ülke meselelerini tartışır; onun bilgilerine, tecrübelerine hayran kalır, pohpohlarrrr...
Tabii kız tarafı da boş durmaz, aile destegiyle onun da en mükemmel yönleri, becerileri gözler önüne serilir hemen... İlkokuldaki şiir okuma yarışmasındaki birinciliginden tutun, yerli malı haftasındaki sunuculuguna kadar... Karşı tarafa mükemmel gelin portresi cizilmek zorunludur ne de olsa... Gelin, görümce kaynaşmış; aileler kanka olmuş mutlu mesut ayrılınır. Bu durum bana hep bir dörtlügü hatırlatır....
Bahcelerde börülce
Oynar gelin, görümce
Oynasınlar bakalım
Bir araya gelince
:)
1. Her Konu Hakkında Mutlaka Fikri Olan Kız Modeli
Bu kızların her konu hakkında mutlaka ama mutlaka bir fikirleri vardır. ''Bilmiyorum'' kelimesi onların sözlügünde yoktur. Hic bilmedikleri bir adres sorsanız bile; sizi yanlış yere yollayıp, yine de bilmiyorum demezler. Evet, durum bu kadar vahim ne yazık ki... Erkek arkadaşlarının yanında futbol aşıgı olurlar mesela, bi sorun '' ofsayt nedir? '' diye, Erman Toroglu'yla yarışırlar. Bir bakmışsınız finans alanında ahkam keser, ülkeyi kurtarır, başınıza Ümit Boyner olurlar. Bir bakmışsınız ilişkileri degerlendirip, size akıllar verip, Selin Karacehennem olurlar. Bilmedikleri grup, şarkı, dil, film, ülke, şehir de yoktur mesela... Siz şaşırıp kalırsınız. Tabii, '' Bilmiyorum '' demenin bu kadar zor olduguna mı, binbir şekle giren bu kızların komikligine mi?
2. Sevgilisini Brad Pitt Sanan Kız Modeli
Evet yukardaki durumdan daha acınası kız modelidir. Hatta Brad Pitt az kalır, Brad Pitt'in üstüne bir de Albert Einstein'in zekasını ekleyin. İşte bize tanıtılan muhteşem sevgili karşımızda tatatataaaaam! :) Yarabbim, bu kızlar sevgililerini öyle bir tanıtır, anlatırlar ki; yakışıklı, zeki, cömert, saygılı, coook aşık, özel günleri asla unutmayan, sık sık çicek yollayan, sizi hediyelere bogan, bir dediğinizi iki etmeyen süperrrrrrr ötesi bir erkek. Masallardaki Beyaz Atlı Prens halt etmiş bunların yanında!!! Sanırsınız Aşk ve Ceza dizisindeki Savaş Baldar'la birlikteler. O kadar gercekmiş gibi anlatırlar ki; '' Herkes harikalar diyarında, ben neden fetret devrindeyim?? '' diye sizi şüpheye düşürebilirler.... Bir insanın hic mi kötü bir huyu olmaz arkadaş, hic mi bir eksisi olmaz. Yoook. Ne yazık ki bu modelde de durum bu kadar vahim arkadaşlar....
3. Herkesi Pohpohlayan Ama Arkalarından Konuşan SİNSİrella Kız Modeli
Evet... EN tehlikeli modelin karşısındayız! Beraber saatlerce oturmuşsunuz, kahveleri icmişsiniz, dedikoduları yapmışsınız -özelikle sinir olunan insanları yerin dibine sokmuşsunuz. Kahkahalar havada uçmus, mutlu mutlu evinize dönmüşsünüzdür. Facebooku actıgınızda bir de ne görün?! Daha az önce beraber dedikosu yapılan insanların resimlerinin altına; SİNSİrella arkadaşınız -sözde kankanız, commentleri yapmış, likeları yapıştırmıştır. Agzınız acık kalır...
- '' Ahh Badegülcügümmmmm bu topuz sana cok yakısmışşşş yaaaaaa, bittimm bebekkk! ''
- '' Off ya bayılıyorummm sana Sadegülcügümmmmm bu güzelligin kac puan?? ''
Hadi bakalım arkadaşınızın üc kagıtcılıgına mı yanın, yoksa dedikosu yapılan en sakil kızın kendini bi anda Adriana Lima sanmasına mı??
4. Nişanlısının Aile Bireylerine Bayılıyomuş Gibi Yapan Kız Modeli
Oooof ki ne ooofff... Özellikle nişan, aile yemekleri gibi özel günlerde ortaya çıkan kız modelidir. Nişanlının; sevimsiz, huysuz, cirkin, devamlı aglayan 3 yaşındaki kuzenine '' Agucuk gugucuk '' yapan, kendini sevdirmeye calısan kızdır. Bir yandan müstakbel kayınvalideye yaranmaya calısır, bir yandan müstakbel görümceyle arkadas olmaya calışır. Kayınbabayla ülke meselelerini tartışır; onun bilgilerine, tecrübelerine hayran kalır, pohpohlarrrr...
Tabii kız tarafı da boş durmaz, aile destegiyle onun da en mükemmel yönleri, becerileri gözler önüne serilir hemen... İlkokuldaki şiir okuma yarışmasındaki birinciliginden tutun, yerli malı haftasındaki sunuculuguna kadar... Karşı tarafa mükemmel gelin portresi cizilmek zorunludur ne de olsa... Gelin, görümce kaynaşmış; aileler kanka olmuş mutlu mesut ayrılınır. Bu durum bana hep bir dörtlügü hatırlatır....
Bahcelerde börülce
Oynar gelin, görümce
Oynasınlar bakalım
Bir araya gelince
:)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
